Fasulye

Tazesiyle kurusuyla mükemmel bir besin olan ve saÄŸlığa yararlı birçok etkisi bulunan Fasulye’leri veren bitkiler, Baklagiller’dendir. Anayurdu Amerika kıtası olan ve on altıncı yüzyılda Avrupa’ya getirilip oradan tüm dünyaya yayılarak yetiÅŸtirilmeye baÅŸlanan fasulyeler, genellikle biryıllık sarılgan otsu bitkilerdir. Birçok türü bulunan fasulyeler, sırık fasulyeleri ve bodur fasulyeler olarak iki ana gruba ayrılır.

Sırık fasulyelerinin çalı, ayÅŸekadın, ÅŸeker ve barbunya gibi türleri; bodur fasulyelerin yer ve ferasetsiz adı verilen türleri vardır. Önceki yıllarda soya ve börülceler fasulye grupları içinde sayılırken son zamanlarda kendi özel baÅŸlıkları altında tanıtılmaktadır. Sırık fasulyeleri 3 m’ye kadar boylanabilirken yer fasulyelerinde boylanma çok daha az olur. Fasulye bitkilerinin yuvarlak kesitli dayanıklı gövdeleri; türlere göre rengi yeÅŸilin tonlarında deÄŸiÅŸen, sapları farklı uzunlukta olan ve uçları sivri yaprakları vardır.

Fasulyenin yaprakları güneşten fazla hoşlanmadığı için, yaprak sapının gövdeye bağlandığı yerdeki şişkinlikler sapları hareket ettirerek yaprağın güneşe karşı meyilli durmasını sağlar. Fasulye bitkisinin çiçekleri türlere göre beyaz, sarı, kırmızı ve morumsu renk tonlarında olur. Erselik özellik de taşıyan bu çiçekler, kendi kendini döller. Döllenen çiçekler bir badıç (bakla) oluşturur. Bu badıcın içinde bitkinin tohumları, çeşitli türlere göre sayıları 4-10 arasında değişerek oluşur.

Fasulye tohumları (çekirdekleri) gene türlere göre beyaz, bej, siyah, kahverengi, kırmızı ya da vişne renginde veya çok değişen renklerde lekeli olur. Fasulye bitkisinin taze sebze olarak tüketilen badıcında göz önüne alınan en önemli özellik, badıcın yanlarında gömülü olarak uzanan kılçığıdır. Bitkinin ıslah çalışmalarında, kılçığın en ince hale getirilmesi amaçlanır.

Fasulyenin kurumuş badıcı ayıklandığında ortaya çıkan tohumları kuru sebze olarak tüketilir. Taze ve kurusuyla fasulye, Türk mutfağının vazgeçilmez sebzelerinin başında gelmektedir.

BESİN DEĞERLERİ

Çeşitli türlerdeki taze fasulyelerin 100 gramının içerdiği ortalama besin değerleri şöylece sıralanabilir: 25-103 kalori; 1,6-8,4 gr. protein; 5,4 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 1-6.7 gr. lif; 37 mgr. fosfor; 37-50 mgr. kalsiyum; 0,6-2,5 mgr. demir; 4 mgr. sodyum; 151-420 mgr. potasyum; l mgr. çinko; 540 IU A vitamini; 0,07 mgr. B1 vitamini; 0,9 mgr. B2 vitamini; 0,5 mgr. B3 vitamini; 42 mcgr. folik asit ve 12 mgr. C vitamini.

Oysa, kuru fasulyenin besin değerleri çok yüksektir. 100 gr. kuru fasulyenin ortalama besin değerleri şöyle sıralanabilir: 340 kalori: 23 gr. protein: 21.2 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 1,6 gr. yağ; 1,5 gr. lif; 148 mgr. fosfor: 144 mgr. kalsiyum: 7,8 mgr. demir: 416 mgr. potasyum: 0.65 mgr. B1 vitamini: 0,22 mgr. B2 vitamini: 2,4 mgr. B3 vitamini ve 1.1 mgr. E vitamini. İşte bu nedenle uzmanlar, kuru fasulyenin sıkça tüketilmesini öğütlemektedir.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

o Fasulyeler kandaki kötü kolesterol düzeyini önemli ölçüde düşürürler. ABD’de son zamanlarda yapılan bilimsel araÅŸtırmalarda, diyetlerinde düzenli olarak çeÅŸitli fasulyelere yer veren kiÅŸilerin, üç haftalık böyle bir diyetten sonra kötü kolesterol düzeylerinde %19′lara varan düşüşlerin yaÅŸandığını saptamıştır.

o Potasyum oram yüksek olan fasulyelerin düzenli olarak alımı, yüksek tansiyonu düşürmektedir.

o Zengin lif içeriğiyle fasulyeler, peklik (kabızlık) çeken kişilere iyi gelir, ayrıca kalınbağırsak ve hemoroit sorunları çekenler de fasulyelerden yararlanmalıdır.

o Fasulyeler, yüksek oranlı demir içeriğiyle kansızlığı ve folik asit içeriğiyle gebe kadınların spina bifida (omurganın bir yanının açık olması) hastalığına yakalanmış çocuk doğurma rizikosunu en aza indirir.

o Fasulyeler, ensülin ve kan sekeri düzeyini kontrol altında tutarak seker hastalarına yardımcı olurlar.

o Fasulyeler, yüksek oranlı antioksidan içeriğiyle bedenin kansere yakalanması rizikosunu azaltır: Bu bağlamda, özellikle kadınlarda meme kanserleri ve genellikle kalınbağırsak kanserleri sayılabilir.

İşte saÄŸlığa yararlı bu pek önemli etkilerinden faydalanılmak üzere kuru fasulyelerin günde 55-60 gr. ve taze fasulyelerin 100-120 gr’lık bir miktarının günlük diyetimize katılarak alınması uzmanlarca öğütlenmektedir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Fasulye bitkisi, tohumlarıyla (kurutulmuş çekirdekleriyle) çoğaltılır. Tohumlar ilkbaharda ve iklimin uygun olduğu yörelerde ikinci ekim olarak sonbaharda doğrudan doğruya bahçemizde hazırlanacak yerlerine ekilir. Bitkinin çimlenmesi için havanın 18-30 derece sıcaklıkta ve toprağın nemli olması gerekir. Bu nedenle uygun sıcaklıklarda tohumların birkaç gün önceden sulanıp tava gelmiş toprağa ekilmesi doğru olur. Tohumlar sıralara ekilir ve sıra üzerindeki aralıklar sırık fasulyeler için 20-30, bodur fasulyeler için 15-20 cm.; ekilecek toprak derinliği 3-5 cm. olmalıdır.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Fasulye, ılık iklimlerin bitkisidir. Donlardan çok korkar. İlkbahar ve sonbahar arasındaki dönemde rahatlıkla yetiştirilebilir. Sıcaklık -2, -3 derecelere düştüğünde bitki büyük ölçüde zarar görür. Ülkemizde ılık bölgelerde ilkbahar ve sonbaharda ekimi yapılarak yılda iki kez yetiştiriciliği sürdürülebilir. Bitkinin en iyi gelişimi ve yüksek ürün verimi 15,5-21 derecelerde gerçekleşmektedir.

Toprak isteÄŸi: Fasulyeler ıslah edilmiÅŸ kumlu topraklardan orta ağır topraklara kadar pek çok toprak tipinde yetiÅŸtirilebilir. Ancak derin, geçirgen, su tutma yeteneÄŸi yerinde olan ve organik madde yönünden zengin toprakları yeÄŸler. Fasulyeler fazla asitli toprakları sevmez. Bitki için toprak pH’ı 5,5-6,7 olmalıdır. Toprak asiditesi yük:-):-):-):-)e, fasulye yetiÅŸtiriciliÄŸi için topraÄŸa sönmüş kireç katılması gerekir.

Toprak işleme: Tohumlarının ekiminden 7-10 gün kadar sonra fasulyeler çimlenmeye başlar. Çimlenme böylece başladıktan sonra toprağın kabartılması, yabani ot mücadelesinin yapılması ve toprak yüzeyinde yağış ve sulamalar nedeniyle oluşan kaymak tabakasının kırılması amaçlarıyla toprağın düzenli olarak çapalanması gerekir. Sert kaymak tabakasını kırıp toprak yüzeyine çıkamayan fideler için toprağın kaymağının, fideleri zedelemeden bir sopayla kırılması iyi olur.

Bazı üreticiler fasulyenin yetiştirildiği toprağa bir miktar kompost (yaprak çürüntüsü) dökerek bu sorunu çözer. Fideler çimlenip toprak üzerinde görününce, yapılan ilk çapalama işleminden sonra ikinci çapa yapılır ve bitkinin boğazı hafifçe doldurulur. Bundan sonra bitki iyice gelişinceye kadar 2-3 hafta aralıklarla çapalama işlemleri yinelenerek sürdürülür.

Sulama: Fasulyelerin iyi gelişmesi, bol ve iyi nitelikli ürün alınması için bitkilerin sulanmaları büyük önem taşır. Fasulyelerde ilk meyveler görülünceye kadar su verilmesinden kaçınılırsa da, havalar çok sıcak ve kurak gidiyorsa bitkiye bir-iki kez makul düzeyde su verilmesi gerekir. Fasulye bitkisi iyice çiçeklenip ürün vermeye başlayınca, sulama işi de artık düzenle sürdürülür. Hava durumuna göre, 4-5 günde bir yeterli miktarda sulama yapılırsa ürün miktarı ve niteliği yükselir.

Gübreleme: Tüm baklagillerde olduğu gibi, fasulyelerde de bitkinin kökünde havadaki serbest azotu tutan yumrucuklar vardır. Bunlar hem bitkinin kendisi hem de aynı toprağa daha sonra ekilecek bitkiler için bir avantaj oluşturur. Böylece havanın azotunu alarak çimlenen fasulyeler için daha sonra gene azot ile potas ve fosfatların verilmesi gerekir. Yapılacak toprak analizine göre saptanan miktar ve oranlarda fenni kompoze gübre, üç parti halinde ve çapalama işlemlerinden sonra verilmelidir. Ancak, fenni gübreler fasulye bitkisinin kökünden en az 5 cm. uzağa dökülmelidir.

Herekleme: Sarılgan ve yüksek boylu bir bitki olan sırık fasulyelerinin yetiştiriciliğinde yerine getirilmesi gereken önemli bakım işlerinden biri de bitkinin bir askıya alınarak desteklenmesidir. Ülkemizde bu iş, genellikle herek adı verilen 1,5-2 m. uzunlukta ve 3-4 cm. kalınlıkta ağaç dalları, kargı kamışları ya da özel madeni direkler kullanılıp bunların bitkinin yanına dikilmesiyle gerçekleştirilir. Herekleme işinde ekonomi sağlamak üzere, sıra üzerindeki iki fasulye bitkisinin ortasına bir herek dikilerek iki bitkinin aynı direğe bağlanması sağlanır.

Hasat (Derim): Fasulyelerin hasadında en iyi zaman, badıçların gerçek büyüklüğünün 1/3′ü ya da en çok 1/2’sine ulaşıldığı zamandır. Bu zaman geçirilirse badıçlar selülozlaÅŸma sonucu sertleÅŸir, tanelerin yenilmesi keyfi yitirilir ve özellikle kılçıklı türlerde sertleÅŸen kılçıklar yemeÄŸi yeme sırasında insanın sinirlerini bozacak hale gelir. Fasulye bitkisinin hasadı, badıçların elle koparılarak toplanması ÅŸeklinde yapılır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Fasulye bitkilerine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Hindiba

Yaprakları salata olarak sevilip yenilen Hindiba’yı veren bitkisi, BileÅŸikgiller’dendir. ÇeÅŸitli kaynaklarda bitkinin anayurdunun Hindistan, Endonezya ya da Mısır olduÄŸu belirtilmektedir. Ülkemizde yakın yıllara kadar yabanilerinden yararlanılırken son zamanlarda kültüre alınmış ve daha iyi nitelikli hindibalar yetiÅŸtirilmeye baÅŸlamıştır.

Hindiba, 50-100 cm. kadar boylanabilen iki-yıllık otsu bitkidir. Birinci yılında, toprak üzerinde rozet şeklinde yayılan açık yeşil renkli yaprakları; ikinci yılında, bu rozetin orta yerinden uzayan çiçek saplarının üzerinde açan çiçekleri görülür. Açık mavi renkli çiçekleri, pek ilginç şekilde sabah erken saatlerde açar ve açışından tam beş saat sonra kapanır. Biyolojik yönden erselik olan bu çiçekler, kendi kendini döller ve içinde tek tohumu bulunan meyvesini oluşturur.

Bitkinin çok sağlam bir kazık kökü ile toprak yüzeyine yakın saçak kökleri vardır. Yabani hindiba (C. intybus) da yukarıda sayılan benzeri özellikleri taşır. Hindibaların, birinci yılında oluşturduğu rozet şeklindeki körpe yaprakları topraktan sökülür, kökleri kesilip atılarak ve bozulmuş yaprakları çıkarılarak salatası yapılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze hindibanın içerdiği besin değerleri şunlardır: 20 kalori; 1,7 gr. protein; 4,1 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0.9 gr. lif: 54 mgr. fosfor; 81 mgr. kalsiyum; 1.7 mgr. demir; 14 mgr. sodyum; 294 mgr. potasyum: 10 mgr. magnezyum; 3.300 IU A vitamini; 0,17 mgr. B l vitamini; 0,14 mgr. B2 vitamini; 0,5 mgr. B3 vitamini: 0,02 mgr. B6 vitamini; 63.7 mcgr. folik asit: 10 mgr. C vitamini ve 2 mgr. E vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yenilebilen yabanilerine yol, bahçe ve tarla kenarlarında, otların arasında bile rastlanan hindibanın yukarıda gösterilen ve dikkati çekecek kadar yüksek besin değerleri vardır. Bunun yanı sıra;

o Hindiba, içerdiği yüksek orandaki demir vb. maddelerle kansızlığı önler, yüksek oranlı lifiyle pekliğe iyi gelir: Bu etkilerinden yararlanmak için hindibanın, diyete katılıp bolca yenilmesi öğütlenmektedir.

o Hindiba, bedeni güçlendirici bir toniktir. İştahı açar. İdrar söktürücüdür, kam temizler, müşkil etkisi de vardır: Bu etkilerinden yararlanılmak üzere hindibanın kazık kökü sonbaharda topraktan sökülür, temizlenip gölgede kurutulur. Kuru kök parçalarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp bir bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateş kısılarak 15-20 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde iki-üç bardak içilir.

o Hindiba, bedende oluşan yangıları hafifletir: Bunun için bitkinin toprak üstü yeşil bölümleri toplanır, ezilerek yara lapası hazırlanır ve dıştan yangılı yerlere uygulanır.

Dikkat: Oturduğumuz büyük kentte hemşerilerimizin, en fazla trafiği taşıyan caddelerden birinin refüjündeki çimlerin arasında kendiliğinden yetişen yabani hindibaları bilinçsizce söküp salata yapmak üzere evlerine götürüşlerine rastlıyoruz.

Böyle bitkilerin yoÄŸun egzoz gazı nedeniyle yenilemez nitelik taşıdıklarını kendilerine anımsattığımızda, kimi kiÅŸilerin bitkileri oraya bırakıp hemen çekildiklerine, kimi kiÅŸilerin de hiçbir ÅŸey duymamış gibi yabani hindibaları toplamayı sürdürdüklerine tanık oluyoruz. SaÄŸlığımız için yararlı bu tür bitkileri her zaman, trafikten uzak sakin kırsal alanlarda toplamak doÄŸru olacaktır. Anımsatırız…

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Hindiba bitkisi, tohumlarıyla çoğaltılır. Üretim iki evrede gerçekleştirilir: Birinci evrede soğuk yastıklara tohumlar, sonbaharda hasat edilecekler için temmuz-ağustos aylarında; kışı ılık geçen yerlerde aralık-ocak aylarında, sırada aralıkları 15-25 cm. bırakılarak ekilirler.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim ve toprak isteği, sulama ve gübreleme: Marulda olduğu gibidir.

Toprak işleme: Hindiba bitkisinin yetiştirildiği topraktaki yabani otlar ayıklanmalı, yetiştirme döneminde toprak birkaç kez çapalanıp kabartılmalıdır. Bazı yetiştiriciler daha iyi nitelikli ve oldukça toplu hindiba başları üretmek için yaprak uçlarına yakın yerden bitkiyi hafifçe bağlar. Hasattan 2-3 hafta önce yapılan bu işlem daha gevrek ve hoşa giden renkte hindiba yapraklarının elde edilmesini sağlamaktadır.

Hasat (Derim): Çeşidine göre normal iriliğine ulaşmış hindibalar, elle ya da çapayla sökülür, kökü kesilerek ve sararmış yaprakları koparılarak temizlenip hasat edilir.

Ispanak

Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis sayesinde çocukların en sevdiÄŸi sebze durumuna gelen Ispanağı veren, Ispanakgiller’in örnek bitkisidir. Anayurdu Kafkasya, Iran, Afganistan ve Türkmenistan olan ıspanağın yabani örneklerine o bölgelerde rastlanmakta ve bunlar yerli halk tarafından yemeklik olarak kullanılmaktadır.

Ispanak, dünyada ve ülkemizde bol bol üretilen ve tüketilen sebzelerden biridir. Pek çok çeşidi bulunan ve oldukça kolay yetiştirilen ıspanak, biryıllık otsu bitkidir. Güçlü bir kazık kökü ile buna bağlı toprağın yüzeyine yakın gelişen ince saçak kökleri vardır. Yapraklarının biçim, renk, etliliği bakımından ve bir de yaprak ayasının düz ya da kıvırcık olması yönünden ıspanaklar çeşitli tiplere ayrılır.

Bitkinin çiçekleri salkım şeklinde olup her salkımda, sayısı 6-12 arasında değişen çiçekleri yer alır. Ispanağın tohumları da, dikenli ya da pürüzsüz olmak üzere iki tipte olur. Türk mutfağında önemli yeri bulunan ıspanağın körpe olanları, salatalara katılarak çiğken yenildiği gibi çorbası, kavurması, püresi, sotesi, kıymalısı, kuşbaşı etlisi, yumurtalısı ve börekleri pişirilip beğenilerek yenilir. Ispanak dondurularak İleriki kullanımlar için saklanabilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze sebze ıspanağın içerdiği besin değerleri şunlardır: 25 kalori; 3 gr. protein; 3,6 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 2.1 gr. lif; 38 mgr. fosfor; 170 mgr. kalsiyum; 2.2 mgr. demir: 50 mgr. sodyum; 500 mgr. potasyum: 8.100 IU A vitamini: 0,07 mgr. B l vitamini; 0,14 mgr. B2 vitamini; 0.5 mgr. B3 vitamini: 150 mcgr. folik asit; 28 mgr. C vitamini ve 1,7 mgr. E vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukardaki değerler dikkatlice incelendiğinde ıspanağın insanlar için ne denli önemli ve mükemmel bir besin kaynağı olduğu ortaya çıkar. Bunun yanı sıra;

o Ispanak, bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır: Yapılan araştırmalar ıspanağı bolca tüketen kişilerde deri, akciğer, prostat ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yakalanma oranlarının çok düşük olduğunu göstermiştir.

o Ispanak, yüksek oranda A, C ve E vitamini gibi antioksidan maddeleri içerdiğinden, kişilerin kalp krizi geçirme, felç olma ve katarakt illetine yakalanma tehlikesini de azaltmaktadır.

o Ispanak, ‘YaÅŸlılık Körlüğü’ de denilen Makula dejeneresansına iyi gelmektedir: Ispanağı bolca tüketen kiÅŸilerde, sonu körlükle noktalanan bu tür görme bozukluÄŸu hastalığının en aza indirgendiÄŸi saptanmıştır. Son zamanlarda ıspanağın proteiniyle l voltluk bir elektrik akımı üretilmekte ve bununla gözlere canlılık kazandırılmaktadır. Bu konuda fareler üzerinde deneylere baÅŸlanmıştır. Olumlu sonuçların insanlar için de bir umut kaynağı oluÅŸturması en büyük dileÄŸimizdir.

o Potasyum yönünden çok zengin olan ıspanak, yüksek tansiyonu düşürmektedir.

o Demir yönünden de zengin olan ıspanağın yüksek oranda oksalat içermesi demir alımını engeller gibi görünürse de, yapılan araştırmalar iki günde bir ıspanak yiyenlerde demir oranının başlangıçta biraz düştüğünü, ancak altı haftadan sonra yükselen düzeylere ulaştığını göstermiştir.

o Yüksek oranda folik asit içeren ıspanak, gebe kadınların spina bifida (omurganın bir yanının açık olması) hastalığıyla sakat çocuklar doğurma rizikosunu en aza indirir.

o Ispanak, zengin oranlı lifiyle peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelmektedir.

o Ayrıca ıspanağın, idrarı artırıcı, müshil, tonik (bedeni güçlendirici) ve yatıştırıcı etkileri de bulunmaktadır.

Bu denli çok dirimsel önemi bulunduğu halde yüksek oranda oksalat içermesi nedeniyle ıspanağın her gün değil, haftada iki kez yenilmesi yararlı olur. Taze olmayan ıspanakları yemektense, dondurulmuş ıspanakların tüketilmesi daha iyidir. Ancak, teneke kutularda saklanan ıspanak, folik asidini yitirmektedir.

Dikkat: Gut hastalığı, safra ve böbrek taşı rahatsızlıkları çekenler yüksek oranda oksalat içeren ıspanağı yememelidir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Ispanak bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Ülkemizde genellikle ilkbahar ve sonbaharda, ıspanak tohumları doğrudan doğruya bitkinin yetiştirileceği toprağa ekilmektedir. Ekim, ya serpme yöntemiyle ya da toprakta hazırlanan sıralara yapılır. Serpme yönteminde, daha sonra çimlenen bitkiler seyreltilir. Sıra üzerinde tohumlar 10-12 cm. aralıkla ve toprak yüzeyinin 2-3 cm. altına ekilir. Bu aralıklar bırakıldığında bitkinin seyreltilmesi de gerekmez.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Ispanak, ılık ve ılıman serin iklimlerin bitkisidir. Serin hava koşullarıyla birlikte uygun bir nem ortamının bulunmasını ister. 10-15 derece sıcaklıklarda iyi sonuç ve ürün verir. Kışı yumuşak geçen yerlerde mükemmel yetiştirilir. Bitki fazla sıcaklıkları sevmez, bu durumda hemen tohuma kalkar.

Toprak isteÄŸi: Ispanak bitkisi, toprak bakımından fazla seçici olmamakla birlikte geçirgen, gevÅŸek bünyeli, organik madde yönünden zengin tınlı topraklarda en iyi sonucu verir. Bitki için en uygun toprak pH’ı 6-7 arasıdır. Asit karakterli topraklara karşı duyarlı olan ıspanağın, bu gibi yerlerde yetiÅŸebilmesi için topraÄŸa sönmüş kireç verilmesi gerekir.

Toprak işleme: Tohumlarının ekiminden 10-15 gün sonra çimlenen ıspanak bitkilerinin yaprakları tümüyle toprak yüzünü örtene kadar, yabani otları ayıklamak, topraktaki kaymağı kırmak ve yüzeyi kabartmak için birkaç kez toprağı çapalama işi yapılır.

Sulama: Havaların yağış durumuna göre, ıspanak bitkisinin aksatılmadan sulanması gerekir.

Gübreleme: Ispanak kısa gelişme döneminde topraktan oldukça fazla besin çeker. Bu nedenle yeterli derecede olmak üzere iyi yanmış çiftlik gübresi ile azot, fosfor ve potasyum içeren kompoze fenni gübre verilmesi gerekir. Eğer çiftlik gübresi sağlanamazsa, yerine yeşil gübreleme yapılmalıdır.

Hasat (Derim): Ispanak bitkisinin hasadı, tohumlarının ekiminden 2-2,5 ay kadar sonra başlar. Ülkemizde hasat işi genellikle bitkilerin bahçede seyreltilmesi, istenilen niteliğe erişmiş bitkilerin topraktan olduğu gibi çekilip çıkarılması şeklinde yapılır. Böylece bahçede kalan öteki bitkiler daha rahat bir gelişme ortamına kavuşmuş olur.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Ispanak bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.