Makbuz Senedi / Ticaret Hukuku

Emtia senetlerinden biri olan makbuz senedi, çeşitli türlerden malların kolayca devredilmesi amacı ile umumi mağazalar tarafından çıkarılabilen bir kıymetli evraktır.

Sadece kendilerini temsil eden senedin el değiştirmesi ile bir mal ya da zahirenin bir kişinin mülkiyetinden çıkıp diğerinin mülkiyetine girmesini sağlayabildiği için, ekonomik açıdan yükleme, boşaltma, taşıma gibi masraflardan tasarruf edilmesini sağlarlar. TK m. 746’ya göre, Umumi Mağazalar’ın çıkardığı makbuz senedinde bulunması gereken hususlar şunlardır:

1) Malı tevdi edenin ad ve soyadı ile meslek ve ikametgâhı,
2) Tevdiatın yapıldığı Umumi Mağaza’nın ticaret unvanı ile bulunduğu yer,
3) Tevdi olunan şeylerin cins ve tutarı ile nitelik ve değerinin bilinmesi için açıklanması gereken hususlar,
4) Tevdi olunan şeylerin tâbi olması gereken bütün resim, harç ve vergilerin ödenip ödenmediği ve sigorta edilip edilmediği,
5) Ödenmiş olan veya ödenecek ücret ve masraflar,
6) Senedin kimin namına veya emrine düzenlendiğini gösteren bir ibare,
7) Umumi Mağaza sahibinin imzası.

Makbuz senedi ve varanttan oluşan vesikanın dip koçanlı bir defterden koparılması ve defterin Umumi Mağaza’ya ait vesikalar arasında saklanması gereklidir. (TK m. 748) Makbuz senedinin hâmili, masrafları kendisine ait olmak koşulu ile önceden Umumi Mağaza’ya tevdi olunan şeylerin bölümlere ayrılmasını ve her kısım için ayrı ayrı senet verilmesini isteyebilir. Bu takdirde eski vesika geri verilerek iptal olunur. (TK m. 749)

Makbuz senedi emre ya da nama yazılı olarak düzenlenebilir ve her iki durumda da ciro ve teslim yolu ile devredilebilir. Ciro, yapıldığı günün tarihini de içermelidir. (TK m. 750/1) Makbuz senedi ile varant birlikte beyaz ciro ile de devredilebilir. Bu tür bir ciro, her iki senet teslim edildiği takdirde cirantanın haklarını hâmile geçirir. (TK m.750/2) Makbuz senedinin cirosu, bu cironun varant ile birlikte yapılıp yapılmadığına göre farklı sonuçlar doğurur.

Gerçekten TK m. 751 uyarınca makbuz senedi ve varantın birlikte cirosu, tevdi olunan şeylerin mülkiyetini, buna karşılık yalnız makbuz senedinin cirosu, varant hamilinin hakkı saklı kalmak koşulu ile tevdi olunan şeylerin mülkiyetini nakleder. (TK m. 751/bent 1,3)

Makbuz senedinin kaybedilmesi ya da miras ve iflas nedeniyle çıkan uyuşmazlıklar hariç olmak üzere, Umumi Mağazalar’a tevdi olunan şeyler üzerinde haciz, el koyma ve rehin yapılamayacağından (TK m. 753), bir makbuz senedinin hâmili hukuken oldukça güvenli bir durumdadır.

Varanttan ayrılmış bir makbuz senedinin hâmili, varant ile temin edilmiş olan borcun anapara ile vade gününe kadar olan faizlerini, Umumi Mağaza’ya tevdi ederek vade gününden önce de eşyayı çekebilir. (TK m. 754/1) Aynı şekilde, varanttan ayrılmış makbuz senedinin hâmili, Umumi Mağaza’ya tevdi olunan misli eşyadan bir kısmını çekmek istediği takdirde, mağazanın sorumluluğu altında hem çekeceği kısım ve hem de varant ile temin edilmiş borç ile orantılı bir miktar parayı mağazaya tevdi eder. (TK m. 755)

Makbuz senedi, poliçeler hakkındaki zamanaşımı sürelerine tâbidir. Cirantalara karşı başvuru için zamanaşımının başlangıcı eşyanın satış günüdür. (TK m. 760)

Bir makbuz senedini yitiren hâmil, bu senede malik olduğunu kanıtlamak ve teminat vermek suretiyle, Umumi Mağaza’nın bulunduğu yerdeki mahkemeden alacağı izin üzerine, keyfiyetin kararda gösterilen o yer gazetelerinde ilanından ve muhalefet için belirlenecek sürenin geçmesinden sonra ikinci bir nüsha alabilir. İzin, mağazaya tebliğ olunur.

Alacaklının, mağazanın bulunduğu yerde bir ikametgâh göstermesi gerekir. Mağaza sahibi ve borçlu, izin kararına itiraz edebilir. İtiraz üzerine mahkeme derhal hükmünü verir. Hüküm, alacaklının lehine ise, icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Ancak, ilgililerin talebi üzerine, tetkik mercii, hüküm kesinleşinceye kadar tevdi olunan eşyanın satışından elde edilecek paranın icra veznesinde saklanmasına karar verebilir. (TK m. 761)

Murabaha Nizamnamesi / Ticaret Hukuku

Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan ve ödünç para verme işleri konusunda düzenlemeler getiren 22 Mart 1303 tarihli nizamname. Bu nizamnamenin hükümleri şu şekilde özetlenebilir.

a) Faiz oranı bakımından; Nizamnameye göre adi ve ticari işlerde en yüksek faiz oranı yüzde dokuzdur. Nizamnamenin bu faiz oranına ilişkin düzenlemesinin yürürlük alanı oldukça daralmıştır. Borçlar Kanunu ile adi işlerde faiz oranının %5 olarak belirlenmiş olması, nedeniyle Murabaha Nizamnamesi’nin bu hükmü adi işler için geçerli değildir. Diğer yandan Ödünç Para Verme İşleri Kanunu’nda, ödünç para verme işlerini meslek olarak yapanlara ilişkin olarak uyulacak faiz oranını düzenlemiştir.

Diğer yandan Ticaret Kanunu (m. 1473), Murabaha Nizamnamesi’nin ticari işlere ilişkin hükümlerini yürürlükten kaldırdığından, bu oran ticari işler için de geçerli değildir. Ticaret Kanunu m. 8, ticari işlerde faiz miktarının serbestçe belirlenebileceğini öngörmüştür.

b) Nizamnameye göre kanuni faizden fazla bir oran ile sözleşme yapılmış ise, faizin miktarı kanuni orana düşürülür.

c) Ne kadar süre geçerse geçsin faiz anaparayı aşamaz. Bu hükmün özellikle uzun vadeli krediler açısından sorun doğuracağı düşünülmüş ise de, nizamnamenin ticari işlere ilişkin hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığı göz önüne alınırsa, bu sınırlamanın ticari işler için geçerli olmadığını kabul etmek gerekir.

d) Faize faiz yürütülmesi yasaktır. Ancak iki halde buna istisna getirilmiştir. Bunlardan birisi halen yürürlükteki ticaret kanunu ile de kabul edilmiş olan cari hesapta faize faiz yürütülebilmesidir. Diğer bir istisna ise, üç yıl işlemiş bulunan ve ödenmemiş olan faizin borç alan ve verenin anlaşması ile anaparaya eklenmesi ve buna tekrar faiz yürütülebilmesidir

Murakıp / Ticaret Hukuku

Murakıplar ya da denetçiler, anonim ortaklığın zorunlu üç organından biridir ve bulunmamaları durumunda (TK. m. 435/1) ortaklığın feshine yol açabilir. Anonim ortaklıkta beşten fazla olmamak üzere bir ya da daha çok sayıda murakıp bulunur. Murakıplar birden fazla iseler, bir kurul oluşturur. (TK m. 347/1) Murakıp olarak seçilebilmek için, pay sahibi sıfatını taşımak zorunlu değildir.

Murakıplar, ister pay sahibi olsun ister olmasın, ilk kuruluş hali dışında, genel kurul tarafından en çok üç yıl için seçilir. (TK m. 347/2) Murakıpların genel kurul tarafından seçileceği konusundaki ilkenin istisnaları, bir murakıbın ölümü, istifası, bir engelden dolayı görevini yapamayacak durumda bulunması, iflası veya hacir altına alınması gibi bir nedenle görevinin son bulması ya da yüz kızartıcı bir suçtan dolayı mahkûm olması durumunda, diğer denetçilerin onun yerine ilk genel kurula kadar bir başka kişiyi tayin edebilmeleridir. Murakıp esasen bir kişi ise ve onun görevi yukarıda anılan nedenlerden biri ile son bulmuşsa, onun yerine ilk genel kurula kadar görev yapmak üzere ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesi tarafından bir diğer kişi atanır. Mahkemeye her pay sahibi ya da yönetim kurulu üyelerinden biri başvurabilir.

Murakıplığa seçilebilmek için, özel bir ehliyet koşulu aranmamış, sadece murakıp tek kişi ise, onun, birden çok ise, yarısından bir fazlasının T.C. uyrukluğunda olması zorunlu kılınmıştır. (TK m. 347/3) Murakıplığa seçilmeyi engelleyen şartlar ise, yönetim kurulu üyesi veya ortaklık memuru olmak (TK m. 347/4), yönetim kurulu üyeleri ile üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlık bağı bulunmaktır. (TK m. 349) Gerçekten, kanun, yönetim kurulu üyeliği görevi ile denetçilik görevinin aynı kişide toplanmasına izin vermeyerek, bir kişinin hem ortaklığı yönetmesi, hem de bu yönetim nedeniyle kendi kendini denetlemesini önlemiştir. Bir yönetim kurulu üyesi, görevi sona erdikten sonra, ancak ibra edilmiş olmak koşuluyla murakıplığa seçilebilir. Süresi dolan murakıbın, genel kurul tarafından aynı göreve getirilmesi mümkündür.

Murakıplar, ister esas sözleşme ile, ister genel kurul veya diğer murakıplarca seçilmiş olsunlar, genel kurul tarafından her zaman azlolunabilirler. Murakıp, aynı zamanda pay sahibi ise, azil nedeni ile ortaklıktan herhangi bir tazminat isteyemez. (TK m. 350)

Anonim ortaklıkların sürekli ve zorunlu üç organından biri olan murakıpların, bir de hususi olarak seçilenleri vardır. Genel kurul, bazı belirli konuların inceleme ve denetimi için gereği durumunda “hususi” murakıp seçebilir. (TK m. 348/1)

Genel kurulun toplantı tarihinden itibaren en az altı ay önceden beri, esas sermayenin en az 1/10’una eşdeğer paylara sahip oldukları kanıtlanmış olan pay sahipleri, son iki yıl içinde şirketin kuruluşuna veya yönetim işlemlerine ilişkin bir yolsuzluğun oluştuğunu veya kanun ya da esas sözleşme hükümlerine önemli ölçüde aykırı hareket edildiğini iddia ettikleri takdirde, bunları veya bilançonun gerçekliğini soruşturmak için, hususi murakipler atanmasını genel kuruldan isteyebilirler. (TK m.348/2)

Murakıpların tayin ve azilleri, yönetim kurulu tarafından derhal ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilan ettirilir. (TK m. 352) Murakıpların başlıca görevleri, ortaklığın iş ve işlemlerini denetlemekten ibarettir. (TK m. 353/1) Bu amaçla murakıplar:

1) Yönetim kurulu üyeleri ile işbirliği yaparak bilançonun düzenlenme biçimini saptar,

2) Şirket işlemlerinden bilgi edinmek ve gerekli kayıtların düzenle tutulmasını sağlamak amacıyla, hiç olmazsa altı ayda bir kez ortaklık defterlerini inceler.

3) Üç aydan çok ara vermemek koşulu ile sık sık ansızın ortaklık veznesini teftiş eder,

4) En az ayda bir kez ortaklığın defterini inceleyerek, rehin ya da teminat yahut ortaklığın veznesinde saklanmak üzere vedia olarak teslim alınan her türlü kıymetli evrakın mevcut olup olmadığını inceler.

5) Genel kurul toplantıları sırasında ve önce pay sahiplerinin toplantıya katılmaları konusunda, esas sözleşmede öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler.

6) Bütçe ve bilançoyu denetler,

7) Ortaklık tasfiye halinde ise tasfiye işlemlerini denetler.

8) Yönetim kurulunun ihmali durumunda veya azınlığın talebi üzerine, genel kurulu olağan ve olağanüstü toplantıya çağırır.

9) Genel kurul toplantılarına ve dilerse tartışmalar ile oylamalara katılmamak koşuluyla yönetim kurulu toplantılarına iştirak edebilir; uygun gördüğü önerileri yönetim kurulu ve genel kurul gündemine koydurabilir.

10) Yönetim kurulu üyelerinin yasa ve esas sözleşme hükümlerine uyup uymadıklarını kontrol eder.

Bunun dışında, murakıplar, her yıl sonunda ortaklığın durumuna, yönetim kurulunun düzenlediği bilançoya ve dağıtılmasını önerdiği kazançlara ilişkin rapor ve diğer evrak hakkındaki görüşlerini içeren bir raporu genel kurula sunmak zorunluluğundadır. Murakıplar tarafından bu tür bir rapor düzenlenmemişse, genel kurulda bilanço görüşülemez. (TK m. 354)

Murakıplara yasa tarafından verilen bu denetim yetkisi, esas sözleşme ya da genel kurul kararı ile kaldırılıp sınırlandırılamaz. (TK m. 353/2) Nihayet, murakıpların münferit pay sahipleri ya da azınlık tarafından kendilerine iletilen şikayetleri inceleyip bir rapor hazırlamak yükümleri de vardır. (TK m.56/1,2)

Murakıpların, görevlerini yaptıkları sırada öğrendikleri konuları, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere açıklamaları yasaktır. (TK m. 358) Murakıplar, yukarıda sayılan yasa ya da esas sözleşme ile kendilerine ayrıca verilen görevleri hiç ya da gereği gibi yapmamaları halinde doğan zarardan zincirleme olarak sorumlu tutulmuşlardır. Bu sorumluluk hakkında TK m. 309 ve 341 hükümleri uygulanır. (TK m. 359) TK, burada bir kusur karinesi kabul ettiği için, murakıpların sorumluluktan kurtulmaları, kusursuz olduklarını kanıtlamalarına bağlıdır