Lazer ve Sualtı Haberleşmesi
Temmuz 17th, 2007 at 18:09 (Fizik)
Haberleşmeye en fazla mani olan sudur. Bundan dolayı sualtında seyreden bir denizaltı ile gizlice haberleşmek kolay olmamaktadır. Ancak mavi - yeşil lazerler normal derinlikte seyreden bir denizaltı ile haberleşmeyi mümkün kılabilir.
Güdümlü mermi taşıyan ve su altında seyreden bir denizaltıya haber nasıl gönderilebilir? Mevzu ile alâkalı ilim adamları mavi - yeşil lazerlerin bu meseleyi halledebileceğine inanırlar.
Suyun ilk anda haberleşmelere mâni olmadığı düşünülebilir, fakat yapılan tecrübeler suyun muhabere için büyük bir mânia teşkil ettiğini göstermektedir.
Su, mavi - yeşil ışık ve çok düşük frekanslı radyo dalgaları hâriç bütün elektromanyetik dalgaları emer. Çok düşük frekanslı dalgalar günümüzde sadece az bir derinlikte seyreden denizaltıları ile haberleşmede kullanılmaktadır. Bu yüzden geminin ya suyun yüzüne çıkması veya haberleri alabilmek için bir anten göndermesi lâzımdır. Bu durumlar ise, geminin düşman tarafından hissedilme ihtimalini artırır. Çok küçük frekanslı dalgalara nazaran daha fazla bilgiyi daha uzak mesafelere tam olarak taşıma kapasitesine sâhip bir lazer sistemi; denizaltılarda normal derinliklerde seyrederken haberleşme imkânını sağlar.
İki çeşit mavi - yeşil lazer sistemi düşünülüyor. Birisinde uçağa veya yeryüzüne yerleştirilen bir lazer, denizaltının bulunduğu yere ışığı aksettiren bir uyduya (geosyn chronaus) tevcih ediliyor. Diğerinde ise, haber, lazeri taşıyan uyduya telsiz ile bildirilir. Gönderilen haber, ışık sinyallerine dönüşüp okyanusun aşağısına doğru yayılır. Haberler normal bir yıldızdan daha fazla parlak olmıyan kısa, güçlü lazer ışık sinyalleri hâlinde şifrelendirilir.

Su altındaki bir denizaltı bir gün bir uyduya telsiz ile bildirilen emirleri alabilir ve emirler mavi - yeşil lazer ışınları olarak şifrelenerek gemiye neşredilir.(Solda) Veya lazerin topladığı haber, lazeri aynı uydudan sektirmek suretiyle denizaltıyagönderilebilir. (Sağda)
Her iki sistemde çok yayılan geniÅŸ “ışın” binlerce mil karelik okyanus mesafelerinde, gemileri, balıkları, kuÅŸları veya ışının ulaÅŸabileceÄŸi düşünülen denizaltılarını tehlikeye sokmaması için inceden inceye tetkik edilir.
Askerî planlayıcılar atmosferde toz bulutu tarafından dağıtılan veya okyanus tarafından yansıtılan dar ışık ışınının, haber gönderilen denizaltının yerinin tayin edilmesinde düşman uydularına yardımcı olabileceği hususunda endişe duymaktadırlar.
Lazer ışınının küçük bir parçası havayı ve okyanusu geçerken kendisinin yolunu çizeceği için, denizaltılarına monte edilen alıcılar sadece lazeri keşfetmekle kalmayıp, aynı zamanda, lazer ve güneş ışığını birbirinden tefrik etmelidirler. Bundan dolayı askerî alanda çalışan ilim adamları şimdi sadece lazer tarafından neşredilen dalgaboylarının geçmesine imkân veren hususî filtreler üzerinde çalışmaktadır. Elektrikî sinyallere dönüştürüldüğü zaman filtre edilmiş ışığın şifresi çözülebilir.
Lazer’in istikbâli parlak olmasına raÄŸmen, çok düşük frekanslı radyo dalgalan ile haberleÅŸme ilk defa yapılacak. Yıllardır deniz kuvvetleri lazerin tamamlayıcısı olan çok düşük frekanslı radyo dalgalan ile haberleÅŸme sistemini geliÅŸtirmektedir. Halbuki çok düşük frekanslı dalgalar 2500 mil gibi uzun dalga boylarına sahipdir. Bu yüzden fazlasıyla uzun verici antenlere ihtiyaç duyar. Üst kısmındaki anteni 28 mil olan ilk numunesi 1969′da inÅŸa edildi. Åžayet bu anten dünyanın her yerinde kullanılması planlanan sisteme baÄŸlanacak olursa antenin toplam uzunluÄŸu 3 misline çıkar. Umumî efkârı ikna etme kolay olmamıştır. Anten sitesinin kurulması düşünülen yer olan (Wisconsin) ve (Michigan) sâkinleri bu antenin taşıyacağı cereyan ve kaplıyacağı arazî miktarı hususunda çok kaygı içindedirler. Bu yüzden bu proje istenmiyerek durduruldu. Ve 1981′deki kongre tarafından tasvip edilmeden önce yeniden düzenlendi.
Çok küçük frekanslı radyo dalgalan vasıtasıyla haberleşme hususunda münâkaşaların hâlâ sürmesine rağmen, ön planda uçak ile gemi arasında yapılan testler, denizaltı ile lazer vasıtasıyla haberleşmenin mümkün olduğuna inanıldı. Bununla beraber hâlâ bir çok problemler mevcuttur.
Denizaltılarını da içine alan tam bir deneme testi 1990 yıllarının başlarında yapılabilir. Yani bu iş için 7 yıl daha geçmesi lazımdır.
Hâlâ esrâr dolu yönleriyle mahiyeti tam olarak anlaşılamayan lazer, önümüzdeki yıllarda ilim adamlarını bir hayli uÄŸraÅŸtıracaÄŸa benzer. Binlerce hikmetin dercedildiÄŸi bir ışık hüzmesi olan lazer’de Yaradıcının sonsuz gücünün pırıltılarını müşahede etmekteyiz.

