Hıyar

Körpesi salataların vazgeçilmez öğesi olan ve de tek başına keyifle kıtır kıtır yenilen Hıyar’ı veren bitkisi, Kabakgillerdendir. Anayurdu Hindistan ile UzakdoÄŸu’dur. Biryıllık sürüngen otsu bitki hıyarın toprağın üzerinde bir-iki metre uzayabilen gövdesi; yeÅŸil renkli, geniÅŸ parçalı, sert ve kaba yapraklan; sarı renkli çiçekleri ve dallarında tutunucu sülükleri vardır.

Çiçeklerinin olgunlaşmasıyla yaz aylarında, yüzeyi az ya da çok pütürlü, tüylü ya da hafif dikenli olukları bulunan meyvelerini verir. 20-25 cm. uzunlukta, kabuğu koyu yeşil renkli olan hıyar meyvesinin eti gevrek, sulu ve serinleticidir. Ortasında bol sayıda çekirdeği bulunur. Taze olarak yenildiği gibi salatalara katılır, özellikle kornişon denilen ufak boylu çeşitlerinin turşuları yapılıp sevilerek tüketilir.

Hıyarın birçok çeşidi ve acur (C. melo Var. Flexuosus) adı verilen değişik bir türü vardır. Acurun meyveleri hıyardan daha sert ve üzeri tüylüdür. Üzerindeki boydan boya olukları, beyazdan yeşile kadar değişen renklerdedir. 20-100 cm. uzunluktaki bu meyveler, düz ya da yarım daire biçiminde eğri olurlar. Acur tazeyken hıyar gibi yenilir ama hıyardan lezzetsiz olduğundan daha çok turşusu yapılarak tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze hıyarın içerdiği besin değerleri şunlardır: 15 kalori; 0,9 gr. protein; 3,4 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,5 gr. lif; 27 mgr. fosfor; 25 mgr. kalsiyum; 1.1 mgr. demir; 6 mgr. sodyum; 160 mgr. potasyum; 11 mgr. magnezyum; 250 IU A vitamini: 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini; 0,2 mgr. B3 vitamini; 0,042 mgr. B6 vitamini; 67 mcgr. folik asit ve 11 mgr. C vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan besin değerlerinin yanı sıra;

o Hıyarın hafif yatıştırıcı bir etkisi vardır.

o Cildi yumuşatıcı etkileri de bulunan hıyar yüz maskelerinin ve çeşitli güzellik ürünlerinin bileşimine girer. Salt dilimlenilip sulu yüzeyinin yüze sürülmesinin bile teni yumuşattığı savunulmaktadır.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Hıyar bitkisi, tohumlarıyla (kurutulmuş çekirdekleriyle) ve bunların doğrudan doğruya bahçede hazırlanmış yerlerine ekilmesiyle çoğaltılır. Bu çekirdekler bir gece önceden suya yatırılırca daha çabuk çimlenir. Çimlenme süreleri 8-9 gün ve hasat verme dönemi 12-14 haftadır.

Son zamanlarda bahçedeki yatağı yerine tüp ya da küçük plastik saksılarda, korumalı yerlerde çimlendirilen hıyar fideleri, zamanı gelince bahçeye ÅŸaşırtılmaktadır. Hıyarların bahçedeki dikim aralığı 40 cm’dir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Hıyar, sıcak ve ılık iklimlerin bitkisidir. Soğuktan çok korkar, don olayına dayanamaz. İyi bir çimlenme olabilmesi için toprak ısısı 10-12 derece olmalıdır. Bahçede ekildiği yerin de soğuk rüzgârlardan korunmalı olması gerekir.

Toprak isteÄŸi: Hıyar bitkisi organik madde yönünden zengin, humuslu, süzek (suyu iyi akıntılı); kumlu-tınlı ya da tınlı-kumlu toprakları sever. Bitki için en uygun toprak pH’ı 5,5-6,7 arasında olmalıdır.

Toprak işleme: Tohumları çimlenip 3-4 yapraklı olduğunda, ilk çapalama ve zayıf bitkiler sökülerek seyreltilmesi yapılır, ilk çapalamadan sonra hızla gelişen hıyar fideleri bir-iki kez daha çapalanır ve böylece yabani ot mücadelesi de yapılmış olur.

Sulama: Hıyar suyu seven bir bitkidir. Yeterli ve düzenli sulanmazsa meyveleri acılaşır. Hava ve toprak koşullarına bakılarak hasat döneminde bitkinin 2-3 günde bir yeterli biçimde sulanması gerekir.

Gübreleme: Hıyar bitkisinin yetiştirileceği toprak hazırlanırken iyi yanmış çiftlik gübresinin yanı sıra toprağa azotlu, potaslı ve fosfatlı kompoze fenni gübre verilir. Ayrıca meyveleri görününce bitkiye biraz daha azotlu gübre verilmesi yarar sağlar.

Hasat (Derim): Yetiştirilmesi hayli güç olan hıyarlar erken hasat edilmemeli, meyvenin en büyük haline erişmesi beklenmelidir. Böylece bitkinin yeni meyveler vermesi de teşvik edilmiş olur. Hıyarlar kesinlikle elle çekilip koparılmamalı, hasat keskin bıçakla meyvenin kesilmesi biçiminde gerçekleştirilmelidir.

Hurma

Ramazanda iftar sofralarımızın vazgeçilmez tatlı yiyeceÄŸi hurma meyvesini veren Hurma bitkisi, Palmiyegiller’dendir. iki yüz kadar çeÅŸidi bulunan ve anayurdu Kuzey Afrika ile Arap Yarımadası olan hurma aÄŸaçları, günümüzde Akdeniz havzasının güneyi, OrtadoÄŸu, Kaliforniya ve Avustralya ile ülkemizde Ege ve özellikle Akdeniz bölgemizin kıyı ÅŸeridinde yetiÅŸtirilmektedir. Ayrıca, ülkemizde yetiÅŸen Datça (Girit) hurması ve Gölköy hurması adlı iki alt türü bulunmaktadır. Bu iki türün meyveleri Arap hurmasınınkiyle aynı lezzettedir ama eti azdır.

15-24 m. kadar boylanan hurma aÄŸacının dalı olmayan yalın gövdesinin kalınlığı 30 cm’yi geçer. Dibinden piçler çıkaran aÄŸacın sert, gri-yeÅŸil renkli ve gösteriÅŸli bileÅŸik yapraklarının uzunluÄŸu, aÄŸacın büyüklüğüne göre 2-4 m. arasında deÄŸiÅŸir. AÄŸacın üst kısmında, her yaprak koltuÄŸunda bir tomurcuk yer alır. Bu tomurcuktan, baÅŸak halinde açan bir çiçek topluluÄŸu doÄŸar.

İkievcikli olan hurma ağaçlarının erkek çiçekleri dişi çiçeklerin üzerine getirilip sallanarak ya da erkek ve dişi çiçek açan hurma ağaçları birbirine yakın dikilerek dişi çiçeklerin döllenmesi sağlanır. Döllenen dişi çiçeklerden, sonbahara doğru 6 cm. uzunlukta oval, sarı-turuncu ya da koyu kırmızı-kahverengi hurma meyveleri oluşur.

Hurma, ortasında zarımsı bir kabukla sarılı tek çekirdek halinde tohumu bulunan çok tatlı etli ve besleyici bir meyvedir. Taze ya da kurutulmuş olarak yenildiği gibi pastacılıkta da kullanılır. Şekerlemesi ve şarabı yapılır. Bazı hurma çeşitleri daha az tatlıdır. Bunların, kurutulup öğütülerek unu çıkarılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. doğal şekilde kurutulmuş hurma meyvesinin içerdiği besin değerleri şöyledir: 274 kalori: 2,2 gr. protein; 72,9 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,5 gr. yağ; 2.3 gr. lif; 63 mgr. fosfor; 59 mgr. kalsiyum; 3 mgr. demir: 1 mgr. sodyum; 648 mgr. potasyum: 58 mgr. magnezyum; 50 IU A vitamini; 0,09 mgr. B1 vitamini; 0,1 mgr. B2 vitamini; 2.2 mgr. B3 vitamini: 0,153 mgr. B6 vitamini ve 24,9 mcgr. folik asit.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

Yukarıdaki değerlerde görüldüğü ve sık sık yinelendiği gibi hurma çok besleyici bir meyvedir. Bunun yanı sıra;

o İçerdiği yüksek orandaki lifi nedeniyle hurma, peklik çekenlere iyi gelmektedir.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

Hurma ağaçları tohumlarıyla (yani, hurma meyvesinin içindeki tek çekirdekleriyle) üretilir. Birçok tohumun tersine bu tohum soğuklamaya gereksinmez. İyi çimlenme için hurma tohumunun taze olması gerekir. Dikilecek tohum üzerinde meyvenin etli kısmı ve zarımsı kabuğu çıkarılıp tohum yıkanmalıdır. Bunlar tohumdan uzaklaştırılmadıkça çimlenme olmaz. Tohumlar ithal torfla perlit ya da volkan tüfü (ponza taşı) karışımının içine ekilebilir.

Tohum ekilirken uzun ekseni yatay olacak şekilde yatırılır. Üzeri 6-10 mm. kalınlığında yukarıda sözü edilen karışımla kapatılır. Çimlenme için en uygun sıcaklıklar 25-32 derecelerdir. Hurma tohumları birkaç hafta içinde çimlenir. Çimlenen fideler kökleri kırılmadan ve yukarı bükülmeden bir saksı ya da geniş bir tüp içine alınır, bahçemizdeki yerlerine şaşırtılacağı büyüklüğe erişinceye kadar özenle bakılır.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Hurma ağaçları sıcak ve kurak iklime gereksinir. Ülkemizde Akdeniz ikliminin yaşandığı yöreler hurma ağaçlarının gelişimine çok uygundur. Kışın sıcaklık O derecenin altına indiğinde hurma ağacının gelişimi durur. -10 derecede büyük zarar gören ağaç -12 derecede donup ölür.

Hurma ağaçlarının, kış mevsiminde soğuk rüzgârların hâkim olarak estiği yöne kapalı yerde yetiştirilmeleri doğru olur. Böylece sıcak ortamlı mini klimalarda yetiştirilen ağaçlar dondan korunur. Hurma ağaçları yüksek sıcaklıklara çok dayanıklıdır. Bu nedenle çöllerdeki vahalarda rahatlıkla yetişip gelişirler.

Çok nemli ortamları sevmeyen hurma aÄŸaçları, tropikal iklimlerin yaÅŸandığı yerlerde yeterince geliÅŸemez. Ama, ülkemizde tropikal iklimi yaÅŸayan yöre bulunmadığından, hurma aÄŸaçlarının yetiÅŸtirilmesi için bu yönden sorun yaÅŸamayız. Ancak Ege bölgemizde İzmir’de ve hatta daha güneyinde bazı yörelerde hurma aÄŸaçları yetiÅŸtiÄŸi halde aÄŸaçlar yeterince sıcak ortamda bulunmadıkları için meyve baÄŸlamazlar.

Toprak isteÄŸi: Hurma aÄŸaçları diÄŸer palmiye türleri gibi, çeÅŸitli toprak tiplerine uyum saÄŸlayabilir. İyi drenajı bulunmayan (süzek olmayan) topraklarda dahi yetiÅŸebilir. Ancak iyi hazırlanmış topraklarda hurma aÄŸaçlarının özellikle ilk yıllarında geliÅŸimi çok hızlı ve verimli olur. Bu nedenle hurma aÄŸacı yetiÅŸtirilecek bahçe toprağına humus, torf ve çam kabukları katılmalıdır. Killi ve ağır topraklar, dere kumu, humus, torf ve perlit eklenerek hafifletilebilir. Hurma aÄŸaçları besinlerini genellikle toprakta yüzeyden saÄŸladığından toprağın yüzeyden ilk 30 cm’lik bir tabakasının bu aÄŸaçlar için hazırlanması yeterli olmaktadır.

Sulama: Hurma ağaçlan, doğası gereği kuraklığa dayanıklıdır. Ülkemizde yetiştiriciliğinin yapıldığı Akdeniz bölgemizde, yaz mevsimini hiç sulanmadan geçirebilir. Ancak bu ağaçların ideal görünümde olmasını ve büyüyüp gelişmesini istiyorsak, toprağın nem durumuna göre yazın hurma ağaçlarını sulamamız doğru olur. Ancak, topraktaki taban suyu yüksekse ve ağaçların kök düzeyine yakınsa hurma ağaçlarını sulamaya gerek kalmaz.

Gübreleme: Hurma ağaçları için elbette bol organik madde içeren iyi yanmış çiftlik gübresiyle gübrelenmek en iyisidir. Bu gübre, ağacın köklerine değdirilmeden, yaprakların izdüşümüne göre ağacın çevresine yayılarak verilmelidir. Böyle bir çiftlik gübresini sağlayamadığımız takdirde, piyasadan temin edeceğimiz kompoze fenni gübreleri hurma ağaçlarımıza verebiliriz.

Hurma ağaçları için potas, azot, fosfat ve magnezyum içeren ve ambalajında 20.20.20 ya da 15.15.15 sayılarıyla gübre konsantrasyonunu gösteren dengeli bir fenni gübre kullanılması uygundur. Bu gübrenin yanında ağaçlarımıza, iz elementler (ya da iz halinde bulunan -oligoe-lementler-) denilen demir, bakır, mangan, çinko, bor, kükürt ve molibden de verilmeli, bütün bu gübreleme etkinlikleri ilkbahar ve yaz mevsimlerinde yapılıp bitirilmelidir.

Budama: Hurma ağaçlarının dalları olmadığından gerçek bir budamadan söz edilemez. Arap hurması ve Datça hurmasında dipten ve bazen gövdeden süren sürgün ve piçler, istenmediği takdirde hemen kesilip çıkarılmalıdır. Bunun dışında hurma ağaçlarında kuruyan, ölen ya da aşırı derecede bozulan yapraklar estetik kaygısıyla kesilir. Budamayı yapacak kimsenin, ellerine zarar gelmemesi için eldiven takması, keskin bir testere kullanması ve yaprak sapını gövdeye yapıştığı yerden kesmesi gerekir. Aksi takdirde gövdede kalan sivri yaprak sapları tehlike yaratabilir.

Hasat (Derim): Hurma ağaçları sonbaharda, meyveleri kendine özel rengi ve tadı kazandığında geciktirilmeden hasat edilir. Bunun için hurma meyvesi salkımları, ağaçta, yaprak koltuğuna yapıştığı yerden testereyle kesilir. Daha sonra bu salkımlar güneş görmeyen havadar bir yere asılarak meyveler kurutulur ve yenilecek kıvamına getirilir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Genelde hurma aÄŸaçları, hastalık ve zararlılara karşı çok dayanıklıdır. Özel bir hastalıkları yoktur. Ama, palmiyeleri tutan “öldürücü sarılık hastalığı” bulunan bölgelerde, hurma aÄŸaçları da bu hastalığa yakalanarak ölebilir. Tanrıya şükürler olsun, sözü geçen hastalık bugüne kadar ülkemizde görülmemiÅŸtir.

İncir

Tazesini yazın, kurutulmuÅŸunu yılın her zamanında severek yediÄŸimiz incir adlı meyveyi veren incir aÄŸacı, Dutgiller’dendir. Kısmen yaprak döken, kısmen hepyeÅŸil aÄŸaç, aÄŸaççık ya da çalı formunda 750 kadar türü olan incirin anayurdu Önasya ile Akdeniz havzasıdır. Yurdumuzda özellikle Ege bölgesi ile diÄŸer ılık yörelerde incir aÄŸacı yetiÅŸtirilmektedir. 8-10 m’ye kadar boylanabilen incir aÄŸacının odunu yumuÅŸaktır.

Koyu yeşil renkli, derin girintili beş loplu, bir tür süt salgılayan yaprakları; yazın açan, genelde tek eşeyli yeşil renkli çiçekleri vardır. Yaz başlarından ekim sonlarına kadar değişen zamanlarda olgunlaşan etli ve küçük çekirdekli lezzetli meyvelerini geliştirmesi için tek eşeyli ağaçlarda, baba incir denilen erkek çiçek açan ağaçlarda yaşayan zarkanatlı ilek adlı bir böceğin, dişi çiçekli ağaçların üzerine bırakılması gerekir.

Bazı incir ağaçları iki eşeyli çiçek açar ve bu işleme gerek duyulmaz. İncir ağaçlarından iki çeşit meyve elde edilir. Bunlardan ilki, soluk sarı renkli sultan ya da lop inciridir. Bu incirler taze olarak yenildiği gibi kurutulmaya da elverişlidir. İkinci çeşit morumsu renkli incirlere, siyah incir ya da patlıcan inciri denilir. Bunlar taze olarak tüketilir. Taze ya da kurutulmuşunu, yenilmesinin yanı sıra incir, reçeli, pekmezi, ezmesi ve tatlıları yapılarak da tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze incirin içerdiği besin değerleri şöyledir: 80 kalori: 1,2 gr. protein; 20,3 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 1,2 gr. lif; 22 mgr. fosfor; 25 mgr. kalsiyum; 0,6 gr. demir; 2 mgr. sodyum; 194 mgr. potasyum: 20 mgr. magnezyum; 80 IU A vitamini; 0,06 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0,4 mgr. B3 vitamini; 0,113 mgr. B6 vitamini; 6.7 mcgr. folik asit ve 2 mgr. C vitamini.

İncirin kurutulmuşunun yani kuru incirin besin değeri daha da artar. Bunları şöylece sıralayabiliriz; 217 kalori: 4 gr. protein; 55.3 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 1,2 gr. yağ; 6.7 gr. lif: 163 mgr. fosfor: 138 mgr. kalsiyum: 4,2 mgr. demir: 640 mgr. potasyum: 91,5 mgr. magnezyum; 0,073 mgr. B1 vitamini ve 0,072 mgr. B2 vitamini.

SAÄžLIÄžIMIZA YARARLARI

o Taze ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedeninin hücreleri yenilenir. İncir, içerdiÄŸi yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini saÄŸlayan bir besindir. SözgeliÅŸi, 100 gr. kuru incir yenilirse bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun %17’si, demir ve magnezyumun %30′u, fosforun %20’si, B1 vitamininin %5′i ve B2 vitamininin %4′ü alınmış olur.

o İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar.

o Sindirimi kolaylaştıran incirin, bedeni bakterilere karşı koruyan etkileri de vardır.

o İncir içerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler: incirin içerdiği kalsiyum, diğer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir. Süt içemeyen kişilerin incir yemeleri öğütlenir.

o İncir, içerdiÄŸi ‘benzaldehit’ adlı maddeyle kanserli hücrelerin büyümesini önler, kansere karşı etkili olur.

o Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda korkusuzca kullanılabilen etkili bir müshildir: Bunun için iki -üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde 2-3 bardak içilir.

o Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir: Bu etkiyi sağlamak için körpe incir yaprağından sızan süt siğile sürülür.

o Körpe incir yapraklarının ezilmesiyle hazırlanan yara lapası, çıbanların olgunlaştırılması ve baş verip delinmesinde etkili olur.

o Kurutulmuş incir yapraklarıyla hazırlanan dekoksiyon, hemoroit (basur) ve çıbanlara karşı etkilidir: Körpe incir yaprakları, havadar ve güneş görmeyen bir yerde kurutulur. Bu yapraklar parçalanır. 2-3 tatlı kaşığı kurumuş yaprak bir bardak suda 30 dakika kadar kaynatılır. Böylece hazırlanan dekoksiyonla ıslatılan bez basur memesine sürülür ya da çıbanlara sarılır. Hemoroite karşı bu dekoksiyondan günde 2-3 bardak içilir.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

İncir ağacı, gövde çelikleriyle ya da baladız adı verilen dip sürgünleriyle çoğaltılabilir. Ancak bu şekillerde üretilen ağaçlar meyveye geç yattığından ve bol bol dip sürgünü verdiğinden yeğlenmez. Bunların yerine profesyonellerin ürettiği, türü bilinen fidanlar alınarak sonbaharda yaprak dökümünden sonra bahçelerde derin kazılan toprağa, düz yerlerde 7-8 m. ve yamaçlarda 6-7 m. aralık verilerek dikilmelidir.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: incir ağacı ılık bölgelerin bitkisidir. Yıllık ortalama sıcaklığın 18-20 derece olduğu yerlerde iyi yetişir. Ekim-kasım aylarında -3 derece; kışın ağacın dinlenme döneminde -7 ile -9 dereceler ve ilkbaharda -l derece sıcaklıklar ağaca zarar verir.

Toprak isteği: incir ağacı, toprak yönünden fazla seçici değildir. Ama derin, kumlu -killi, organik madde yönünden zengin, yüksek oranda kirece sahip ve su tutma kapasitesi iyi olan topraklarda ürün verimi ile niteliği artar. İncir ağacı çok nemli topraklar ile yüksek taban suyundan zarar görür.

Sulama: incir aÄŸacının yıllık yağış isteÄŸi 550-600 mm’dir. Yağışlar bu miktarın altına düşerse, özellikle aÄŸacın sürgün dönemi olan nisan-mayıs aylarında yağış yetersizse sulama gerekir. Ama, meyvenin olgunlaÅŸma döneminde aÄŸaçlara su verilmez. Aksi takdirde meyveler çatlar ve zarar görür.

Gübreleme: incir ağacının toprağına, yanmış çiftlik gübresi ile noksanlığı varsa tarım kireci verilmesi yararlı olur. Gübreleme için toprak ve yaprak analizi yaptırılmalıdır.

Toprağın işlenmesi: İncir ağaçlarının toprağı, havalandırma, yağışlardan iyi yararlanma ve yabani otların kontrolü ile ürüne hazırlanması amacıyla yılda üç kez (ilkbahar, haziran ayı ve sonbaharda) işlenir. Çok eğimli alanlarda erozyona neden olacağı için sonbahar işlemesi yapılmaz.

Budama: İncir ağaçları önce şekil, sonra ürün budaması ve ağaç yaşlanınca gençleştirme budaması ister. Bu işleri, ağacı tanıyan kişiler yapmalıdır.

Hasat (Derim): Taze olarak yenilecek incirler, tadı ve görünüşü çeşide uygun tam kıvama eriştiğinde elle toplanır. Taze olarak hasat edilmeyen incirler, ağaç üzerinde su yitirip buruşur ve kendiliğinden yere dökülür. İşte bunlar kurutulacaksa, toprak üzerinde uzun süre kalmaması için her gün, günde iki kez olmak üzere toplanır ve ayrıca bunlara kurutma işlemi uygulanır. Ancak, kurutma işleminden önce sağlam ve bozulmuş incirler seçilerek ayıklanmalıdır